Lahit detayı, Arkeoloji Müzesi, Adana
 
 
 
 
   
  ADANA  
   
 
Kulaktan kulağa dolaşan Adana efsaneleri
Bir Mühendislik Harikası: Alman Köprüsü
Adana tarihinin zenginlikleri
Adananın İlçeleri
Kebap Adana`da yenir...
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
Makina Odası
Saros Körfezi
Baskılı Tişört Modelleri
Sanal Edirne Köprüsü
 
  Dadaloğlu`ndan Karacaoğlan`a Aşıklar yurdu  
Belimizde kılıcımız kırmanı
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Dadaloğlu`ndan Karacaoğlan`a Aşıklar yurdu
Çukurova'nın bereketli, yeşilliği ve tabiat güzelliği gibi halk şairleri de boldur. Çukurova'nın ünlü Halk ozanlarının ve aşıklarının başında Karacaoğlan ile Dadaloğlu gelir. Bunların yanısıra ünü çevresini aşmayan veya aşma olanağını bulmayan sayısız halk ozanı vardır. Halkın duygu ve düşünceleri dile getiren bu ozanların türkü ve koşmaları tazeliğini kaybetmeden dilden dile dolaşmaktadır.

Karacaoğlan

Karacaoğlan 17. yüzyılın ikinci yarısında ün yapmış ve ününü yıllar boyunca sürdürmüş bir saz şairidir. Büyük bir ihtimalle Feke'nin Göğceli köyünde 1606 yılında doğduğu ve 1675'de öldüğü söylenir.

Karacaoğlan'ın şiirlerinden güney Türkmenlerinin deyimlerine ve adetlerine sık sık rastlanır. Şiirlerinde bir çok Osmanlı ülkelerinden bahseden Karacaoğlan'ın Aydın, Tokat, Ankara, Konya ve Diyarbakır'ı gezdiği Mısır'a kadar gittiği ve Rumeli'yi dolaştığı anlaşılıyor.
ÇUKUROVA BAYRAMLIĞINI GİYERKEN

Çukurova  Bayramlığını giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini boğarken
Cennet demek sona yakışır, dağlar.

Ağacınız yapraklarla  donanır
Taşlarınız bir Birliğine inanır
Her çiçek bağrınızda gönenir.
Pınarınız çağlar akışır dağlar.

Rüzgârın eser dallarınız atışır
Kuşlarınız birbiriyle ötüşür.
Ören yerler bu bayramda pek üşür
Sümbül  niçin yasla  bakışır dağlar?

Karacaoğlan size bakar sevinir
Sevinirken kalbi yanar göyünür
Kımıldanır hep dertler devinir
Yas ile sevinci yakışır dağlar.

Dadaloğlu

Dadaloğlu Toros'larda yaşayan Türkmenlerin Afşar boyundandır. Ozanın Dörtyol, Bahçe ve Erzin dolaylarında doğduğu rivayet edilir. Bahçe'liler ozanın ilçenin köylerinden Farsak köyünden olduğunu ve sülâlesinin yaşadığını ileri sürerler. Babası gibi şair olan Dadaloğlu Gâvur dağlarında yaşamış, hem göçebe hemde âşık olduğu için bütün Çukurova'yı Toros'ları ve Orta Anadolu'yu dolaşmıştır.

Şairin şiirlerinde kuvvetli bir sanat ifadesi bulunur. Tarihi ve sosyal olaylara da eğilmiş,   mensup olduğu  aşiretin  duygu ve düşüncelerini ustalıkla dile getirmiştir.
KALKTI GÖÇ EYLEDİ AFŞAR İLLERİ

Kalktı göç eyledi Avşar illeri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.

Belimizde kılıcımız kırmanı
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.
Dadaloğlu yarın kavga kurulur.
Öter tüfek davulbazlar vurulur.
Nice koçyiğitler yere serilir.
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kır atı birde güzeli.

Çukurova ozanlarının şiirlerinden örnekler

Hacı Sözdoğuran 1307 doğumludur. Kurtuluş savaşında süvari bölük komutanı olarak çalışmıştır. Atatürk'e candan bağlı bulunan şair onun ölümünü duyunca aşağıdaki şiiri yazmıştır.

Albayrak yüceden ingine düştü
Bir karanlık çöktü güneşimi aştı
Ah Ulu Atamız bizden mi geçti
Ankara'dan acı gün oldu bugün

Vatan meyus oldu millet kan ağlar
Kuşlar garip öter yaslandı dağlar
Sular dalgalandı ah çeker çağlar
Kalbimiz gönlümüz hun oldu bugün
Varlığımız Atatürk'ün karıdır.
Türk ölmüştü o can verdi piridir.
Bu ışıklar gölgesinin nurudur.
Gam keder üstümüze bin oldu bugün
Sözdoğuran derki derdin elemim    
Bir od düştü alevlendi kelâmım
Tarife kadir değil kalemim
Gelip geçmez kara gün oldu bugün.

Aşık Hakkı Dönmez

VATAN DESTANI

İstiklâl harbinde biz bu vatanı
Başı başa ver vere kurtardık
İnanmazsan git konuştur atanı
Kara günler göre göre kurtardık

Unuttun mu emeğini atanın
Deden yokmu, senin şehit yatanın
Bütün çevresine nurlu vatanın.
Cesetten ağ, öre öre kurtardık

Türk kadını koştu, kazma kürekle
Mermi çekti kuşağında bebekle
Karabarut ile dolma tüfekle
Topa karşı dura dura kurtardık.

Devletlerle açılmıştı aramız
Dövüşmeden başka yoktu çaremiz
İlaçsız, doktorsuz, kendi yaramız
Gömlek yırtıp, sara sara kurtardık

Pes demedik devletlerin birine
Nöbet tuttuk subayından erine
Top, tüfek, süngü, mermi yerine
Değnek ile vura vura kurtardık

Mehmetçik çarığı çekti sılada,
Kaldı düşmanların başı belada,
Sakarya, İnönü, Çanakkale'de
Nice çenber yara yara kurtardık

Girmek isteyeni sokmadık yurda
Çete olduk döğüştük kıyıda kenarda
Afyonda, İzmir'de Dumlupınar'da
Üçer beşer kıra kıra kurtardık

Bak ne dersler verdik Türke çatana
Böylelikle sahip olduk Vatana
Maraş, Gaziantep, Mersin, Adana
Kanımızı sere sere kurtardık

Yedi iklim dört köşede her yanda
Kim duymadı Türk ulu cihanda
Karsta, Erzurum'da Bitlis' te Van'da
Yüzbin şehit vere, vere kurtardık

Düşmanlar sanmıştı hasta
Dövüştük koymadık vatanı pasta
Ankara, Erzurum koca Sivas'ta
İstişare kura, kura kurtardık

Kocaman Türklerin aslı nereli
Fatih, Yavuz, Alpaslan'lar sıralı
Hedefimiz Akdeniz'dir ileri
Domuzları süre, süre kurtardık

Aşık Abdülvahap Kocaman

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
   
   
   
   
   
   
 
www.adanadan.biz   Hakkımızda | Kullanım Koşulları |  Gizlilik Sözleşmesi  | Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]