Sabancı Merkez Camii, Adana
 
ANA SAYFA :: ADANA TARİHİ :: İlk Çağlar :: Asurlular ::
 
 
 
   
  ADANA  
   
 
Kulaktan kulağa dolaşan Adana efsaneleri
Bir Mühendislik Harikası: Alman Köprüsü
Adana tarihinin zenginlikleri
Adananın İlçeleri
Kebap Adana`da yenir...
 
  LİNKLER  
 
Cebit 2013 Hannover Tur Programları
Domotex 2013 Hannover Tur Programları
EMO 2013 Hannover Tur Programları
DURU ELEKTRİK & MÜHENDİSLİK
KEŞAN HAZIR BETON
Makina Odası
Saros Körfezi
Baskılı Tişört Modelleri
Sanal Edirne Köprüsü
 
  Asur Krallığı  

Asurlular Çukurovanın zenginliklerinin farkında olan bir devlet olarak sistemli bir ordu kurmuşlar ve burada bulunan Kueliler'e düzenli bir işgal politikasıyla yaklaşarak bu bölgeyi ele geçirerek krallıklarını daha ileri götürmüşlerdir.

Asur Krallığı

Asuriler kueliler için sistemli bir ordu kurmuşlardır. Tarihte Çukurova'nın zengin gümüş madenleri ile önemli kerestelik ormanlarından değerli topraklarına ve özellikle Akdenize açılan emin koyları sebebiyle Küçükasya'da genişlemek isteyen her devlet için büyük önemi mevcuttu. Bu sebeple, Asuriler Kueliler için sistemli bir işgal politikası hazırlamışlar ve sonuç olarak yeni Asur devletinin I. hükümdarı Tiglatpileser devrinde (M.Ö.45-727) burasını istilâ etmişlerdir.

Bununla birlikte Çukurova'nın bir Asur devleti haline getirilmesi IV. Salmanassar zamanında (727-722) gerçekleşmiş ve ikinci Sargon'un saltanatı döneminde ise (722-705) halk üzerindeki baskı artırılmıştır. Çukurovalılar Sanherib devrinde (Milâttan evvel 705-681) ayak­lanmalarda bulunmuşlarsa da gerçekleştirememişlerdir. Asur metinlerinden öğrenildiğine ayaklanma hareketini İllubru valisi Kirua idare etmiş ve Gülek boğazını tutarak kurtarma kuvvetlerinin gel­mesini önlemeye çalışmıştır. Fakat Asuriler Anchialos ve Tarsus şehirlerini alarak duruma hâkim olmuş­lardır. İsyanın bastırılmasından sonra yapılan işleri Sanherib şöyle anlatmaktadır: «Kirua'yı, Hilakku'lı bir­çok adamları, şehirlerden yağma edilen malları ve bü­tün hayvanları ile Ninive'de huzuruma getirdiler. Ve ben onların derisini yüzdürdüm.»

Eski Adana'nın dehşet ve korku içinde çalkalandığı bu sıralarda Asurilerin karşısına büyük bir rakip devletin çıktığı görülmektedir. Bu devlet batı güney Anado­lu'da ve dolayısıyla Adana ovasında ticarî çıkarları bulunan Yunanlılardır. Fakat Yunanlılar da Sanherib’e karşılık verememişler ve mağlubiyetleri ile neticelenen bir deniz savaşından sonra bölgedeki ticaret mer­kezlerini almışlardır.

Sanherib bu zaferinden dolayı Ankialos civarında kendi heykelini ta­şıyan bir âbide diktirmiştir. Anabasis Alexandri adlı eserinde Arrian (Arrianus) Ankialos'un Sardanapal, yani Assurbanipal tarafından kurulmuş ve surlarının yanına da anıtkabrini yaptırmış olduğunu söyler ki, adı geçen âbidede: “Anakyndarexes'in oğlu Sardanapal Ankialos'u Tarsus'la birlikte tek bir gün içinde inşa etti. Sen, fakat ey yabancı: Ye, iç, zevklen! Zira in­sanın yaptığı diğer işler yorgunluğa değmez”  mealinde bir kitabe varmış. Büyük İskender zamanında sûrları­nın ancak bir kısmı ayakta duran bu kayıp şehrin Mer­sin'in doğusundaki Karadıvar köyü civarında bulundu­ğu tahmin edilmektedir.

Asurilerin bu galibiyeti kendilerine bütün Kilikya'da kesin olarak yerleşme imkânlarını sağlamıştır. Çukurova'nın yerli halkları ise bağımsızlıkları için çalışmaktan geri durmamışlardır. Sonuç olarak Sanherib'den sonra tek­rar isyan etmişler ve sonuç olarak Assurbanipal zama­nında (M. Ö. 668-626) Asurileri kendileri ile dost geçinmek zorunda bırakmışlardır.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
   
   
   
 
www.adanadan.biz   Hakkımızda | Kullanım Koşulları |  Gizlilik Sözleşmesi  | Bize Ulaşın
 
© 2006, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]